Ortak Atadan Değişim Yoluyla Evrilme

Darwinci Evrim Teorisi; en önemli mekanizması “doğal seleksiyon” olan, bütün canlıların geçmişte yaşamış “ortak bir ata”dan (common ancestor) değişerek geldiklerini söyleyen ve onları “ortak bir soy” (common descent) yoluyla bağlayan bir teoridir. Türlerin birbirlerinden değiştikleri kabul edildikten sonra tüm türlerin, cinslerin, familyaların “ortak bir ata”dan geldiği sonucuna varılmıştır. Lamarck’ın Evrim Teorisi’ne göre ise türler “ortak bir ata” ile birbirlerine bağlanmamışlardır. Bu fikre, ilk olarak, yanlışlığını göstermek için de olsa, Buffon’da rastlıyoruz. Daha sonra Charles Darwin’in dedesinde de benzer fikirler vardır. Ama “ortak bir ata” (Darwin bir veya birkaç tane ortak ata olması gerektiğini ifade etti) yoluyla türlerin hepsinin birbirine bağlanması görüşü ancak Darwin tarafından detaylıca savunulmuş ve yaygınlık kazanmıştır.

Darwin, Türlerin Kökeni kitabının birçok yerinde, “ortak soy” yoluyla türlerin bağlanmasından söz etmektedir. Fakat özellikle altıncı ve onuncu bölümden on üçüncü bölümün sonuna kadar olan kısım bu konuyla ilgilidir. Kitabın en son cümlesi ise “Yaratıcı’nın meydana getirdiği bir veya birkaç basit canlı formundan diğerlerinin evrimleşmiş olduğunu öngören bir hayat görüşünde yücelik olduğu” ifadesiyle biter. Darwin anılan eserinin 1859’daki ilk baskısının bitiriş cümlesinde ‘Yaratıcı’ ifadesine yer vermemişti,[1] 1860’taki ikinci baskıda ‘Yaratıcı’ ifadesine yer verdi. Darwin hayattayken 1861’de üçüncü, 1866’da dördüncü, 1869’da beşinci ve 1872’de altıncı ve son baskıyı yaptı; Darwin’in tüm baskıları boyunca kitabında düzeltmeleri sürdü, fakat 1860’ta yaptığı bu değişikliği hep muhafaza etti.[2] Böylece Darwin, “evrimsiz doğrudan yaratılışı” sadece ilk ortak atayla sınırlı tutuyor, diğer canlıların bu ortak atadan evrimleştiğini söylüyordu. İlk canlıyı da doğadaki mekanik yasalarla açıklamaya çalışanlara göre onun, cansız maddeden, “kendiliğinden türeme” yoluyla oluştuğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu bakış açısına göre tüm canlılar, kendiliğinden türeme mekanizmasıyla oluşan ilk canlının nesiller boyu farklılaşmasıyla oluşmuştur. Kısacası bütün türleri, cinsleri, familyaları, takımları, sınıfları, filumları ve âlemleri ile canlıların var oluşunun açıklaması budur.

Birçok teist-evrimci de ateist-evrimci de aynı süreci öngörmektedirler, fakat teistler ilk canlının ortaya çıkışından türlerin evrimleşmesine kadar olan sürecin tesadüfler ile değil, Tanrı’nın planıyla oluştuğuna inanırlar. 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılda evrimi savunanlardan (teist ve ateist), Lamarck gibi, kendiliğinden türeme yolu ile ortaya çıkan birçok canlının, ayrı yollarla evrimleştiklerini savunan pek kimse kalmamıştır. Yeni-Lamarckçılar da “ortak bir ata” yoluyla evrimleşmeyi savunmuşlardır.

Darwin’in teorisini ortaya koyduğu dönemde, önceden dikkat çektiğimiz Linnaeus’un canlılar sınıflaması hâkimdi. Bu sınıflama, canlıların, benzerlik ve farklılıklarına göre hiyerarşik olarak sıralanmasını içeriyordu. Darwin, grupları birbirinin altına sıralayan bu hiyerarşinin, ortak atadan evrimleşmenin kabul edilmesi suretiyle açıklamasının yapılabileceğini söyledi.[3] Darwin’den önceki sınıflamalarda canlıların benzerlikleri en temel kriterdi, Darwin daha önceden canlıların sınıflaması için kullanılan bu benzerlikleri (homologies) ortak atadan evrimleşmenin delili olarak kullandı. Buna göre, evrimsel tarih (phylogeny) canlıların benzerlikleri üzerine bina edildi; yakın akrabaları ve uzak akrabaları belirlemenin kriteri bu oldu.[4]

Darwin’in takipçilerinin, özellikle Haeckel’in (1834-1919) çalışmaları tamamen bu noktaya odaklandı. Bu çalışmalarla, hayvan ve bitkiler üzerine araştırmaların sadece bir katalog düzenleme çalışması olmadığı, amacın evrimsel tarihi ortaya koymak olduğu gösterilmeye çalışıldı. Bilhassa 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında evrimci biyologların en önemli uğraşı buydu. Özellikle Haeckel’in 1894-1896 yıllarında yazdığı Sistematik Evrimsel Tarih; Organizmaların Doğal Tarihinin Soylara Dayalı Taslağı (Systematic Phylogeny; A Sketch of A Natural System of Organisms Based on Their Descent) adlı kitabında çizdiği canlıların soy ağacı, önemli bir tartışma konusu olmuştur. Evrim Teorisi’ni bu şekilde ele alış, evrimsel biyolojiyi, matematik kökenli bilimlerden uzak bir noktaya götürür ve evrimsel biyolojide tarihsel araştırma ve sıralamayı ön plana çıkarır.[5]

[1]      Charles Darwin, The Origin of Species, s. 459-460.

[2]      Charles Urbanowicz, Charles Darwin, California State University, Chico (1990), s. 19.

[3]      Charles Darwin, The Origin of Species, s. 397-412.

[4]      Theodosius Dobzhansky, Evolution, Genetics and Man, s. 233.

[5]      Theodosius Dobzhansky, Evolution, Genetics and Man, s. 234-235.

 

İnsanın Soyunun Maymunumsu Canlılarla İlişkilendirilmesi
Yapay Seleksiyondan Doğal Seleksiyona Geçiş

Bir Cevap Yazın