Newton ve Evrensel Kanunlar

Kopernik ve Kepler’in ortaya koyduğu Güneş merkezli sistem ile Galile’nin gözlemleri ve fiziğe yaklaşımı, evrenin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmuştu. Fakat gezegenlerin yörüngelerinde nasıl kaldığı, Dünya’nın altındakilerin neden düşmediği gibi sorular tam olarak cevaplarını bulamamıştı. İşte tüm bu soruların yerine oturması için bir dev gerekiyordu. O dev de Newton’du (1642-1726). Newton, ağaçtan elmayı düşüren kuvvetin, aynı zamanda Ay’ı Dünya’mıza doğru çektiğini ortaya koydu. Bu yasa sayesinde Dünya’nın altındakiler düşmüyordu, bu yasa sayesinde tüm gezegenler yörüngelerinde hareket ediyordu; bu “evrensel çekim yasası” idi.[1] Newton’la Dünyamızdaki fiziksel kanunların aynılarının evrende de geçerli olduğu anlaşıldı. Bu evrensel yasa, Aristoteles’in ve onun tesirindeki ortaçağ bilginlerinin çoğunun, Dünya ötesindeki evreni Ay-üstü âlem diye niteleyerek ayrı kanunlara tabi gören yaklaşımlarına tamamen zıttı. Detaylı bir evrenbilim (kozmoloji) bilgisi ilk defa Newton ile mümkün olmuştur.

Newton’la anlaşılan en önemli olgulardan biri, uzak gök cisimlerinin hareketinin bile basit genel kanunlarla ifade edilebileceğinin fark edilmiş olmasıdır.[2] Newton’un çalışmalarıyla evrenin matematiksel yasalarla ifade edilebileceğine olan inanç arttı. Fizikte elde edilen başarılar, biyolojiye de fizikteki metodun uygulanmasıyla benzer başarıların elde edilebileceği görüşüne yol açtı. Ernst Mayr gibi bazı biyologlar, fiziğin kuvvet ve hareket gibi kavramlarıyla biyolojik fenomenlerin anlaşılamayacağını; fizikalist yaklaşımlar yüzünden 17. ve 18. yüzyılda biyoloji biliminin büyük yara aldığını savunmaktadırlar.[3] Bu iddianın ne kadar doğru olduğu tartışılabilir ancak 16., 17. ve 18. yüzyıllarda fizik bilimindeki gelişmelerin ve kullanılan metodun biyolojiyi etkilediği açıktır. Özellikle Newton ile beraber fizik bilimleri zirve noktasına gelmiştir ve yalnızca biyoloji değil, felsefeden tarih anlayışına kadar tüm insanlık düşüncesi Newton fiziğinin etkisinde kalmıştır.

Newton ile beraber mekanik evren anlayışı daha da popüler oldu. O, Descartes’ın fiziğindeki hataları da düzeltti.[4] Newton, evrensel düzenin Tanrı tarafından yaratılıp günümüze dek muhafaza edildiğini söyledi; gezegenlerin yörüngelerini Tanrı’nın tasarımının bir delili olarak sundu, canlıların yaratılışının ve dış âlemdeki ışığa karşı canlılara gözün verilmesinin tesadüf eseri olamayacağını ifade etti.[5] Mekanik evren anlayışının hâkim paradigma olmasında en önemli isim olan Newton’un, mekanik bilim anlayışıyla gayeci yaklaşımı ve tasarım delilini uzlaştırmış olması bilim tarihi açısından önemlidir.

[1]      Caner Taslaman, Big Bang ve Tanrı, s. 25.

[2]      John D. Barrow, Theories of Everything, Clarendon Press, Oxford (1991), s. 124.

[3]      Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 96.

[4]      James Jeans, Fizik ve Filozofi, çev: Avni Refik Bekman, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Yayınları, İstanbul (1950), s. 118.

[5]      John D. Barrow-Frank J. Tipler, The Anthropic Cosmological Principle, s. 60.

 

Hume ve Tasarım Delili
Leibniz, Uzlaştırma ve Ezeli Uyum

Bir cevap yazın