Descartes, Matematik, Mekanik Açıklama ve Gayesellik

Descartes’a (1596-1650) göre doğruyu keşfetmenin yolu matematikten geçer. Hiçbir alanda bulunmadığı kadar aklı doğru kullanmanın kuralları matematikte bulunur.[1] Descartes’ın sisteminde, geometri, en zor ispatlara ulaşabilmek için başvurulacak en güvenli yoldur.[2] Descartes Tanrı’nın varlığını kanıtlamada matematiksel yöntemi kullandığı gibi,[3] doğa bilimlerinde de onun yönteminin temeli matematiktir.

Francis Bacon gibi Descartes da bilimsel araştırmalarda gayesel nedenlerin araştırılmasına gerek olmadığını ifade etmiştir. Gayesel nedenlerin bilimden dışlanmasının dine karşı bir hakaret olmadığını, tam tersine Tanrı’nın evrendeki gayelerini bilme iddiasının bir kibir ve Tanrı’ya karşı hürmetsizlik olduğunu düşünmüştür.[4] O, evrendeki gayeselliği (teleolojiyi) inkâr etmemekte, fakat bilimsel araştırmaların, sadece sonuçları nedenlerle açıklaması gerektiğini (mekanik açıklama), nedenleri sonuçla açıklamaya çalışmamasını (gayesel açıklamayı kullanmamasını) söylemiştir. Bu da evrende gayeselliğin varlığını kabul etmek ile bilimde gayeci açıklamayı kullanmanın birbirlerinden farklı olduğunu göstermektedir.

Bilimdeki mekanik anlayışın Tanrı inancına zıt bir görüş olduğunu söyleyenler olmuştur. Oysa görülüyor ki Descartes gibi mekanik evren görüşünün yaygınlaşmasında etkin birçok kişi, Tanrı’ya inanmaktadır ve mekanik yaklaşımın dine zıt olmadığını ifade etmişlerdir. Descartes, Tanrı’nın doğasında değişim olmamasını evrendeki mekanik işleyişin (doğa kanunlarının işlemesinin) garantisi olarak görür ve Tanrı’nın evrenin varlığını sürekli olarak muhafaza ettiğini savunur.[5] Descartes’ın bu görüşleri, Tanrı’nın rolünü, sadece evrensel oluşumları başlatmakla sınırlı “deist” bir çerçevede değerlendirdiği iddialarını yapanların haksızlığını göstermektedir.

Gayesel yaklaşımda sonuçların gerçekleştirilmesi için nedenlerin işletildiği söylenir. Örneğin evin oluşması için tuğlaların üst üste konulduğunu veya Dünya’nın Güneş’e mesafesinin bu şekilde ayarlanmasının canlıların var olabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için olduğunu söylemek gayeci açıklamalardır. Fakat tuğlaların üst üste konulması süreciyle evin yapımını anlatmak veya Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin mevcut şekilde ayarlanmasıyla canlıların oluşumu için gerekli ortamın oluştuğunu söylemek mekanik açıklamalardır.

Gayeselliğin sorusu “niçin”dir: “Niçin tuğlalar birleşir?” veya “Niçin Dünya Güneş’e bu mesafededir?” gayeyi öğrenmeyi amaçlayan sorulardır. Mekanik açıklamanın sorusu ise “ne” ve “nasıl”dır. Tuğlaların nasıl birleştiği veya Dünya’nın Güneş’e uzaklığının “ne”lere yol açtığı mekanik açıklama ile anlatılır.

Mekanik açıklamayı benimseyen ilkçağın atomcularına benzer ateistler olduğu gibi, Descartes ve Francis Bacon gibi teistler de vardır. Gayeci açıklamayı yaygın olarak kullanan pek çok teist olduğu gibi, biyolojide gayeci açıklamadan kaçınmanın zorluğu karşısında birçok ateist biyolog da gayeci terminolojiyi kullanmaktadırlar. Sonuçta dinsel açıdan kritik nokta, süreci gerçekleştiren bilinçli bir Güç’ün (Tanrı’nın) varlığının kabul edilip edilmemesidir.

Teist ile ateist arasındaki karşıtlık, bilinçli planlama/müdahale ile tesadüf karşıtlığında aranmalıdır; farklılığı bilimdeki mekanik açıklama ile gayeci açıklama karşıtlığında aramak bizi hatalı sonuçlara götürür. Teistler evreni, Tanrı’nın yarattığı bir varlık olarak gördükleri için, evrendeki sebeplerin bilinçli bir şekilde bir sonuç için çalıştırıldığını kabul ederler. Bu, yapacağı evin tasarımı zihninde olan bir kişinin, tuğlaları üst üste zihnindeki ev tasarımına (gayeye) göre yerleştirmesine benzer. Kısacası teist, evrenin ve canlıların Tanrı’nın planına (gayeye) göre yaratıldığını kabul ettiği için, mutlaka evrende bir gayeselliğin varlığını kabul eder. Fakat bu, teistin, bilimde gayeci yaklaşımı mekanik yaklaşıma tercih ettiği anlamını taşımaz. Çünkü teist, mekanik işleyişi de reddetmez ve bilimsel açıklamalarını mekanik açıklamalarla sınırlandırabilir, fakat evrendeki mekanik işleyişin arkasında Tanrısal bilincin olduğunu kabul eder.

Özellikle biyolojide gayeci açıklama ile mekanik açıklamalar çok iç içe geçmektedir. Örneğin gözdeki her tabakanın fonksiyonlarıyla görme işlevinin nasıl gerçekleştiği (mekanik açıklama) ile bu tabakaların hangi işe yaradığı (gayeci açıklama) gözle ilgili bir konu işlenirken ayırt edilemeyecek kadar iç içedir.

Bir teistin mekanik açıklamalardan rahatsızlık duyması için hiçbir sebep bulunmamaktadır. Bilakis mekanik açıklamalar sonucu elde edilecek veriler canlıların bilinçli bir tasarımın ürünü olduğunu ortaya koymakta kullanılmaktadır. (Bu konu, evrendeki tasarımın anlatıldığı ilerdeki bir bölümde ayrıntılı bir biçimde işlenecektir.)

Mekanik açıklama ile gayeselliğin arasındaki olduğu zannedilen zıtlığın bazılarınca teizm ile ateizm arasındaki zıtlığa eşitlenmesinin sebebini düşündüğümüzde şu sonuç karşımıza çıkmaktadır: Teist, Tanrı’nın iradesini kabul ettiği için, Tanrı’nın mekanik süreçleri takip etmeden bir anda sonucu (gayeyi) yaratmasını mümkün görebilir. Kısacası teist, evrendeki mekanik işleyişi reddedebilir ama evrendeki bilinçli yaratılışı kabul ettiği için evrendeki gayeselliği reddedemez. Fakat mekanik işleyen süreçleri tamamen reddeden bir teist bulmak imkansız denebilecek kadar zordur. Hiç kimse sağduyuyu reddetmeden, annesi doğurmadan (sebep), çocuğun dünyaya geldiğini (sonuç) söyleyemez; demek ki teistler ya tamamen ya büyük ölçüde ya da kısmen mekanik işleyen süreçleri kabul etmektedirler. Fakat evrendeki tüm oluşumları (insan bilinci ile oluşturulanlar dışındaki) maddenin çeşitli kombinasyonları sonucu, bilinçli bir müdahale olmaksızın oluşmuş gibi gören materyalist-ateistler, biyoloji gibi alanlarda gayesel terminolojiyi kullansalar da kendilerini mekanik işleyen süreçler dışında bir açıklamayı kabul etmemeye mecbur görmüşlerdir. Çünkü onlara göre mekanik işleyişin dışına çıkmak, maddenin ve doğa kanunlarının dışına çıkmak demekti; bu ise varlık anlayışlarında (ontolojilerinde) madde dışı hiçbir cevhere yer olmayan materyalist-ateistler açısından mümkün değildir.

Kısaca özetlemek gerekirse teistler, ister gayeci ister mekanik açıklamayı benimsesinler, varlık anlayışları gereği evrende Tanrı’nın planının (Tanrı’nın gayelerinin) gerçekleştiğini kabul etmek durumundadırlar. Materyalist ateistler, ise ister gayeci ister mekanik terminolojiyi kullansınlar, varlıktaki her tür oluşumun bilinçli bir gücün müdahalesi olmadan mekanik bir süreçle oluştuğunu varlık anlayışlarının gereği olarak kabul etmek durumundadırlar. Teistlerin çoğu, evrendeki Tanrı’nın gayelerinin mekanik süreçlerle oluştuğunu kabul ettikleri için mekanik işleyişleri kabul etmeleri mümkünken, bir ateistin gayeci yaklaşımı bir terminoloji olarak kullanmanın ötesinde kabul etmesi mümkün değildir. Biyolojinin gereklerinden dolayı gayeci terminolojinin kullanılması gerektiğinde, bazılarının Ernst Mayr gibi “teleonomi”[6] veya Ayala gibi “doğal gayecilik”[7] kavramlarını kullanması bu konuyla ilişkilidir.

[1]      Rene Descartes, Aklın Yönetimi İçin Kurallar, çev: Müntekim Ökmen, Sosyal Yayınları, İstanbul (1999), s. 20-24.

[2]      Rene Descartes, Metod Üzerine Konuşma, çev: K.Sahir Sel, Sosyal Yayınları, İstanbul (1984), s. 22.

[3]      Rene Descartes, Meditasyonlar, çev: Aziz Yardımlı, İdea Yayınları, İstanbul (1996), s.154-168.

[4]      Rene Descartes, Meditasyonlar, s. 169-176.

[5]      Rene Descartes, Metod Üzerine Konuşma, s. 44.

[6]      Ernst Mayr, Toward A New Philosophy of Biology, s. 45.

[7]      Francisco J. Ayala, Teleological Explanations, s. 497-504.

 

Dirimselcilik ve Mekanik İşleyiş
Kopernik - Kepler - Galile ve Kilisenin Gücünü Yitirmesi

Bir cevap yazın