Aristoteles ve Evrim

Platon’un biyolojiye doğrudan katkısı yoktur fakat ortaya koyduğu fikirler, doğa bilimleri ve biyoloji için hem engel olma hem de yol açma açısından önemli bulunmuştur. Aristoteles’in ise hem genel felsefesinin doğa bilimleri ve biyoloji için çizdiği yol çok önemlidir hem de bir biyolog ve biyoloji felsefecisi olarak ortaya koyduğu ve yaptığı çalışmalar kendisinden sonraki çok uzun bir dönem boyunca etkili olmuştur. W. Thompson, E. S. Russell ve J. Needham gibi ünlü biyologlar onun birçok prensibinin günümüze kadar tazeliğini koruduğunu söylerler.[1] Biyoloji tarihi veya biyoloji felsefesi üzerine yazılan kitapların ilk bölümlerinin geniş bir kısmı -genelde- Aristoteles’e ayrılmıştır. O, karşılaştırmanın bilim için önemini kavrayan ilk kişi olarak anılır.[2]

Aristoteles, hocası Platon’un idealar öğretisini eleştirir. Onun yazılarında eşyadan ayrı idealar bulunduğunun kanıtını aramak boşunadır.[3] Platon’un idealar ile ilgili öğretisi, metafizik problemleri çözmek yerine, gerçek âlemi, aynı adı taşıyan faydasız idealar ile daha karmaşık hale getirmektedir. İdealar, eşyanın ne meydana gelmesine ne muhafazasına ne anlaşılmasına yardım etmektedir.[4] Aristoteles maddi evrenden bağımsız ideaların varlığını reddederken, evrendeki bireylerin özü anlamında ideaları kabul eder. Yani Aristoteles de Platon gibi özcüdür ama onun özcülüğü, bu evrenin dışında ayrı bir idealar âlemine gözleri çeviren ve bu evreni önemsiz kabul eden bir özcülük değildir. İleride Aristoteles’in özcülüğü, Linnaeus’un biyolojik teorisini de etkileyecektir ve o; biyoloğun görevini, türlerdeki, Tanrı’nın yarattığı özleri ve bu özlere bağlı türleri tespit etmek olarak ifade edecektir.[5] Özcülüğün biyoloji üzerinde çok olumsuz etkisi olduğunu söyleyenler de 19. yüzyıldan (Darwin’den) önceki dönemde biyolojiye en önemli katkı yapan kişi olarak yine Aristoteles’i gösterirler.[6] Onun biyolojiye bu katkılarının arkasındaki temel neden felsefesinin deneyciliğe verdiği önemdir. Aristoteles, açıkça biyolojiyle ilgili çalışmalarını değerlendirirken, gözlemin teoriye göre önceliğini ve teorinin ancak gözlemlerle uyumlu olma durumunda geçerli olduğunu ifade etmiştir.[7]

Aristoteles, sistematik düşünmede hocası Platon’dan, deneyci yaklaşım ve biyoloji alanında ise Hippokrates’ten istifade etmiştir. Fakat sistematik düşüncesi ve yaptıklarıyla Hippokrates’ten çok daha etkili olmuştur. Hayvanlar›n Tarihi, Hayvan Bedeninin Bölümleri Üstüne, Hayvanlar›n Üremesine Dair, Ruh Üstüne yapıtları biyoloji açısından önemlidir.[8] Metafizik ve Fizik isimli yapıtlarında ortaya koyduğu fikirlerini anlamak da doğa bilimlerine ve biyolojiye yaklaşımını kavramak için gereklidir.

Aristoteles’in biyoloji ile ilgili görüşlerinde zengin bir biyolojik mirasa sahip olmaması, yeterli deney ve gözlemi gerçekleştirememesi, mikroskop gibi araçlara sahip olmaması, ulaştığı sonuçlardaki yanlışlıklarda etkili olmuştur. İçinde bulunduğu olumsuz şartlara rağmen iki bin yıldan fazla bir süreci etkileyecek çalışmalarıyla tarihin en etkili biyoloğu olduğu söylenebilir.[9] Ondan önce bilinen hiç kimse hayvanları böylesine ciddi bir sınıflandırmaya tabi tutmamıştır. Hayvanları; yaşam tarzları, organları, davranışları gibi kriterler çerçevesinde sınıflandırmıştır.[10] Onun hayvanlarla ilgili sınıflandırması kendisinden iki bin yıl sonra yaşayan Linnaeus ile kıyaslanır. Durağan sabit bir evren anlayışını öngören fiziği daha önce (16. yüzyıl) gözden düşmüş olmasına karşın biyolojide üstatlık mertebesini 19. yüzyıla dek korumuştur. Günümüzdeyse, kavramları ile görüşlerinin çoğu, biyoloji felsefesinin hâlâ gündemindedir.[11] 550 civarında hayvanı gruplandırarak, canlıları “yumuşak, sıcakkanlı memeliler” ve “sert, soğuk bitkiler” gibi farklı hiyerarşik sıralar altında incelemiştir. Onun çalışmaları morfoloji, fizyoloji, embriyoloji, sistematik, hayvan davranışları gibi biyolojinin birçok çalışma alanları için temel oluşturmuştur.

Aristoteles’in biyoloji felsefesi, bazı evrimci filozoflar tarafından Evrim Teorisi’nin daha önce ortaya konmamasının önemli sebeplerinden biri olarak gösterilir. Onun biyolojik yaklaşımında sıçramalara, umulmadık yıkımlara ve yeniden kurulmalara yer yoktur. Her oluş, öncelikle de canlılar evrenindeki oluşumlar, gayelerini -bir bakıma son biçimlerini- kendi bünyelerinde taşırlar.[12] Evrenin bir kaostan oluştuğu (Platon’un düşüncesi) düşüncesinden, kompleks canlıların daha basit canlılardan oluştuğu düşüncesine kadar her türlü evrim fikri Aristoteles’in düşüncesine tersti. [13]

Aristoteles’in varlığı meydana getiren nedenleri tarifi konumuz açısından önemlidir. O, varlığı meydana getiren nedenleri dört başlıkta inceler:

  1. Maddi neden
  2. Fail neden
  3. Formel neden
  4. Gayeci (teleolojik) neden

Aristoteles’e göre bilim insanının görevi bu dört nedenin hepsi üzerine bilgi edinmektir.[14] Aristoteles’in meşhur mermer heykel örneğini ele alalım. Her şeyden önce mermerin varlığına gerek vardır. Bu maddi nedendir. Heykeli yapmak için çekiç ve keskiyle yontma işlemine ihtiyaç duyulur. Bu fail nedendir. Fakat yine, heykelin bir şekil alması, bir at, insan veya benzeri bir şekil kazanması gerekir, gelişigüzel yontulmuş mermer heykel değildir. Bu formel nedendir. Heykelin varoluşunun genel nedeni, heykeltıraşın amacının gerçekleşmesidir. Örneğin atçılık kulübünün simgesi olması “gayesi” ile bir at heykeli yapılabilir. Aristoteles buna gayesel neden yani bütün şeyin nihai nedeni der.[15] (Bazen formel neden ve gayesel neden aynı olur; bir şeyin son biçimi aynı zamanda sürecin nihai amacıdır.)

Aristoteles’in gayeci yaklaşımı, ateizme kıyasla teizm ile daha uyumludur ama bu, ateistlerin gayeci yaklaşımın kelimelerini ve kavramlarını hiç kullanmadıkları anlamına gelmez. Örneğin gözün açıklaması için “Göz görmeye yarar”, kanatlar için “Kanatlar uçmayı sağlar” şeklinde yapılan açıklamalar, gözleri ve kanatları gayesel nedenleri ile açıklayan gayeci ifadelerdir ve biyoloji kitapları (ateistlerin yazdıkları dahil) bu tip ifadelerle doludur. Bazı evrimci biyologlar (örneğin botanikçi Paul J. Kramer), dilin bu şekilde kullanımını yanlış bulmakta ve bu şekildeki ifadelerin biyoloji biliminden atılmasını istemektedirler.[16] Ünlü evrimci biyolog Francisco J. Ayala, biyoloji biliminde dilin gayeci kullanımından kaçışın olmadığının farkındadır ve bunda bir sakınca da görmemektedir. Fakat gayesel yaklaşımı “yapay gayecilik” (artificial teleology) ve “doğal gayecilik” (natural teleology) diye ikiye ayırmaktadır. Buna göre bir bıçağın keskin yapılmasını, bir arabanın sürülmek için imal edilmesini veya Tanrı’nın evreni yaratmasını anlatan kişi, yapay gayeci bir yaklaşımda bulunuyordur. Bu yaklaşımda bilinçli oluşturma ve bunun sonucunda tasarım vardır; bıçağı, arabayı ve evreni bunlara içkin olmayan dış bilinçli bir güç oluşturmuştur. Oysa Ayala, doğal gayecilikte her şeyin içkin olduğunu; kuşların kanatlarının oluşumundan bahsederken mutasyon, adaptasyon, doğal seleksiyon gibi süreçlerin dışında hiçbir güce atıf yapmayan kişinin “doğal gayeci” açıklama yaptığını söyler.[17] Görüldüğü gibi teist felsefeci ve bilim insanlarının evren ve canlıları, Tanrı’nın yaratması temelli gayeci yaklaşımı, Ayala’nın sınıflamasına göre yapay gayeciliktir. Buna karşın teist atıfları olmayan doğal gayeci yaklaşımlar da mümkündür. Teist bir bilim insanı veya felsefeci, evrenden veya canlılardan bahsederken gayesel nedenlere hiç atıf yapmadan da bilimsel yaklaşımda bulunabilir. Fakat teist bir varlık anlayışında, evrenin ve canlıların oluşumu Tanrı’nın gayeleriyle ilişkili olduğu için, mutlak bir şekilde gayeci yaklaşım kabul edilmiştir (bilimsel yaklaşımda gayeselliğe atıf yapılsa da yapılmasa da).

Jacques Monod[18] ve Ernst Mayr[19], Aristoteles’in ve teistlerin gayeci yaklaşımı ile teist göndermeler olmadan gayesel kavramların kullanılışını ayırt etmek için “teleonomi” kavramının “teleoloji” (gayesel) kavramının yerine kullanılmasını önermektedirler. Aristotelesçi anlamda “teleoloji” kavramından “kurtulmak” için “teleonomi” kavramının kullanılmasını ilk öneren Pittendrigh olmuştur.[20] Ernst Mayr “teleonomi” kavramını gayesel bir süreç için kullanmaktadır, bu gayeye giden yolu yönlendiren ise programdır. Mayr’ın programla kastettiği temelde canlıların DNA’sındaki genetik koddur.[21] Böylece teistlerin, Yaratıcı’nın zihnindeki planı kasteden “teleoloji”si, ateist yaklaşım tarafından; Tanrı ve DNA ile teleoloji ve teleonomi kavramları yer değiştirtilerek dönüştürülmeye çalışılmıştır. Elbette “teleonomi” kavramı, ateistler tarafından kullanılabildiği gibi, Tanrı’ya gönderme yapmadan biyolojik olguları açıklamaya çalışan bir teist tarafından da kullanılabilir. Bu kavramla, biyologların, canlıların organları ve davranışları için kullanmaktan kaçamadıkları gayesel terminoloji, teist göndermeler yapılmadan da meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.

[1]      F. S. Bodenheimer, The History of Biology an Introduction, s. 18.

[2]      Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 88.

[3]      Aristoteles, Metafizik, çev: Ahmet Arslan, Sosyal Yayınları, İstanbul (1996), s. 108-116.

[4]      Alfred Weber, Felsefe Tarihi, çev: H. Vehbi Eralp, Sosyal Yayınları, İstanbul (1998), s. 70.

[5]      Marc Ereshefsky, Species and The Linnaean Hierarchy, (ed: Robert A. Wilson, ‘Species’ içinde), MIT Press, Cambridge (1998), s. 287.

[6]      Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 87.

[7]      F. S. Bodenheimer, The History of Biology an Introduction, s. 21.

[8]      Erik Nordenskiöld, The History of Biology, s. 37.

[9]      L. P. Coonen, Evolution of Method in Biology, (ed: Vincent E. Smith ‘Philosophy of Biology’ içinde), St. John’s University Press, New York (1962), s. 12-13.

[10]     Erik Nordenskiöld, The History of Biology, s. 39.

[11]     Teoman Duralı, Aristoteles’te Bilim ve Canlılar Sorunu, Çantay Kitabevi, İstanbul (1995), s. 124.

[12]     Teoman Duralı, Aristoteles’te Bilim ve Canlılar Sorunu, s. 154-155.

[13]     Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 306.

[14]     Aristoteles, Fizik, çev: Saffet Babür, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul (2001), s. 81.

[15]     Aristoteles, Fizik, s. 71-93.; Bryan Magee, Felsefenin Öyküsü, çev: Bahadır Sina Şener, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara (2000), s. 36.

[16]     Michael Ruse, Philosophy of Biology, Prentice Hall, New Jersey (1989), s. 16.

[17]     Francisco J. Ayala, Teleological Explanations, ed: Theodosius Dobzhansky, W. H. Freeman and Company, (1977), s. 497-504.

[18]     Teoman Duralı, Biyoloji Felsefesi, s. 64.

[19]     Ernst Mayr, Toward A New Philosophy of Biology, s. 45.

[20]     C. S. Pittendrigh, Adaptation, Natural Selection and Behavior, Roe and Simpson, (1958), s. 394; Aktaran: Ernst Mayr, Toward A New Philosophy of Biology, s. 47.

[21]     Ernst Mayr, Toward A New Philosophy of Biology, s. 44-51.

 

Aristoteles'ten Sonra Biyoloji
Platon ve Evrim

Bir Cevap Yazın